top of page
DÜŞ KOLEKSİYONU

Düş Koleksiyonu 2026
“Cehennem ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek”
Düş Koleksiyonu Sergisinin yolculuğu, Italo Calvino’nun “Görünmez Kentler” kitabının son cümleleri arasında yer alan bu ifadenin ilhamıyla başlıyor. Atölyeye hazırlık aşamasında sanatçılar; toprağın , gündelik nesnelerin ve kadim mitolojik hikayelerin rehberliğinde koleksiyonlarını oluşturuyorlar. Her karşılaşma, her parça, hafıza saraylarını yeniden şekillendiriyor; bilinmeyen bir dili fısıldıyor kulaklarına.
Yerin altında yaşam tohumunu saklayan Persephone, gök kubbenin ağırlığını taşıyan Atlas’ın direnen bedeniyle karşılaşırken, suların ve dönüşümün hafızasını taşıyan Atargatis’in sesi, ölümle yaşam arasında mekik dokuyan Valkürelerin kanatlarında yankılanıyor. Medusa’nın taşa çeviren bakışının ardındaki yara ve yenilenmeyi, şifayı imleyen yılanları, doğanın gücünü yeniden hatırlatıyor.
Mitolojik hikayeler bugünün deneyimiyle temas kurduğunda yeni hikayeler yazılıyor, nesnelere yeni çağrışımlar ekleniyor, gündelik ritmin sakladığı ayrıntılar yeniden form buluyor ve bugün görülmemiş, gösterilmemiş olanın tınısını içinde barındırıyorlar.
Kurgu ve yürütücülüğünü Arzu Arbak’ın üstlendiği; Ayşecan Kurtay, Meryem Güldürdak, Öznur Eren ve Suzan Bayazıt’ın katılımıyla gerçekleşen “Düş Koleksiyonu” Atölyesi’nin bir çıktısı olan “Düş Koleksiyonu” sergisi, dünya ve çevremiz ile kurduğumuz ilişkiye yeniden bakmaya, küçük ayrıntıları görmeye davet ediyor. Günün getirdiği kaotik ortamın, bilinmezliklerin yanında ve aynı zamanda oluşabilecek yeni olasılıklar üzerine düşünmek için alan açıyor. Yaşamı olumlu yönde çoğaltmanın ve büyüsü bozulmuş dünyamızda, “cehennem olmayanı” tanıyabilmenin umudunu paylaşıyor.
Düş Koleksiyonu Sergisinin yolculuğu, Italo Calvino’nun “Görünmez Kentler” kitabının son cümleleri arasında yer alan bu ifadenin ilhamıyla başlıyor. Atölyeye hazırlık aşamasında sanatçılar; toprağın , gündelik nesnelerin ve kadim mitolojik hikayelerin rehberliğinde koleksiyonlarını oluşturuyorlar. Her karşılaşma, her parça, hafıza saraylarını yeniden şekillendiriyor; bilinmeyen bir dili fısıldıyor kulaklarına.
Yerin altında yaşam tohumunu saklayan Persephone, gök kubbenin ağırlığını taşıyan Atlas’ın direnen bedeniyle karşılaşırken, suların ve dönüşümün hafızasını taşıyan Atargatis’in sesi, ölümle yaşam arasında mekik dokuyan Valkürelerin kanatlarında yankılanıyor. Medusa’nın taşa çeviren bakışının ardındaki yara ve yenilenmeyi, şifayı imleyen yılanları, doğanın gücünü yeniden hatırlatıyor.
Mitolojik hikayeler bugünün deneyimiyle temas kurduğunda yeni hikayeler yazılıyor, nesnelere yeni çağrışımlar ekleniyor, gündelik ritmin sakladığı ayrıntılar yeniden form buluyor ve bugün görülmemiş, gösterilmemiş olanın tınısını içinde barındırıyorlar.
Kurgu ve yürütücülüğünü Arzu Arbak’ın üstlendiği; Ayşecan Kurtay, Meryem Güldürdak, Öznur Eren ve Suzan Bayazıt’ın katılımıyla gerçekleşen “Düş Koleksiyonu” Atölyesi’nin bir çıktısı olan “Düş Koleksiyonu” sergisi, dünya ve çevremiz ile kurduğumuz ilişkiye yeniden bakmaya, küçük ayrıntıları görmeye davet ediyor. Günün getirdiği kaotik ortamın, bilinmezliklerin yanında ve aynı zamanda oluşabilecek yeni olasılıklar üzerine düşünmek için alan açıyor. Yaşamı olumlu yönde çoğaltmanın ve büyüsü bozulmuş dünyamızda, “cehennem olmayanı” tanıyabilmenin umudunu paylaşıyor.
bottom of page
