Handan Akgün

Rüya Günlükleri, Sınırların Ötesinde

“Gülme gibi rüya da gece ile uyanıklık, ışık ile karanlık, belirgin olan ile buğulu olan arasındaki hudutları bulanıklaştırır, umutsuzluğun tarafında yer alan tekrarı altüst eden yeni bir icat ve direniş imkanına tanıklık eder.”
- Anne Dufourmantelle


Kuralların olmadığı, sınırların aşıldığı, sansür işlemez bir yer. Skandallar, alt üst oluşlar, mantık işlemez varoluşlar, fantazya ve risk. Her şey mümkün. Rüyama sahip çıkıyorum. Onu ters yüz ediyorum. Yer değiştiriyorum. Hatırlıyorum onu, önce unutup sonra yeniden görerek. Besliyorum, büyütüyorum. Enginliğinde, unutulmuş kısımlarında kaybolmaktan haz alıyorum.

Rüyalarımı unutma, hatırlama, onu tamamen unutarak yeniden kurgulama sürecinin rüya katmanlarını hatırlatan oyunculuğunda bu çalışmayı oluşturdum. Rüya görselliğini yeniden yaratmaya çalışmadan, ona daha çok yakınlaşmayı arayarak. Sınırların ötesindeki o yere fotoğraf, ses ve yazı yoluyla tekrar uzanmaya çalışarak. Sınırları, sınırda olma halini ve sınırları geçmeyi rüyalar üzerinden araştırmayı deneyerek.

Bu çalışma ne tam anlamıyla bir günlük ne de rüyalarımın fotoğraflı bir anlatısı. Rüyalarımın hisler, görüntüler, çağrışımlar yoluyla ve fotoğrafların kendi görsel tınısı, yan yana gelişleri, geçişleri ve bir aradalığıyla yakalanan bir anlatısı, bir deneme. Rüyalarımın verdiği özgürlük imkanıyla hareket ettiğim, kendimle kurduğum bir temas olduğu için de bir günlük.

Rüyalarımın esrikliğinde, çağrışımların rüzgarıyla, fotoğrafın imkanlarıyla…


Handan Akgün