Suzan Bayazıt

Mitleri Yeniden Yazmak
Nahide’nin Görünmez Şehirleri. Nahide Bint-i Rumi, son arşivci, şehirleri adımlarıyla değil izleriyle dolaşır. Her şehir ona bir mit fısıldar. Böylece şehirler, haritalarda değil, anlatıldıkça var olan görünmez bir koleksiyona dönüşür.
Yılanın kaybolmuş su hafızasını ve güvercinin yere inme
arzusunu bilen tek kişiydi o.
Şehirlerin taşlarının altında gizli kalan kadın hikâyelerini
saklayan, erkeklerin çizdiği savaş haritalarını değil,
kadınların gizli hattını okuyan bir anlatıcıydı. Onun bildiği
şehirler hala anlatılır -tıpkı Atargatis’in denizden
fısıldadığı unutulmuş masallar gibi
Marco, eğer yolun seni Amnara’ya düşürürse, dikkatli ol:
Bu şehirde yılanlar suyu duymaz olur. Belki de suyun sesi, başka bir sesin uğultusunda kaybolmuştur. Kadınlar, bu uğultunun arasından Nahide’nin öğrettiği şarkıları seçer. Çünkü Nahide, sessizliği okur ve o sesi yeniden suya dönüştürür.
Marco, eğer yolun seni Sırra’ya götürürse, başını göğe kaldır.
Gökyüzü, güvercinlerin yazdığı harflerle doludur.
Ama bu harflerin üstüne başka harfler binmiştir.
Her biri bir yönü işaret eder ama hiçbir yere varmaz.
Çünkü yönler, artık yalnızca güç gösterisinin rotalarıdır.
Buna rağmen Nahide bu karmaşanın içinden geçmeyi bilir.
O, bozucu olanı düşman değil, işaret sayar.
Çünkü bilir ki, her bozgunun içinde yeni bir düzenin tohumu gizlidir.
Her kesintide bir başka anlatı başlar. ve her bastırılmış ses, bir gün başka bir biçimde geri döner.
Marco, eğer bir gün yolun düşerse o uzak kentlere,
Nahide’yi arama.
Çünkü o, çoktan başka bir çarka adım atmıştır.
Ama belki bir taşın altında, ya da bir güvercinin kanadında, seni yeni bir rotaya çağırıyor olabilir.






